skip to Main Content

Yeşil Bina ve Faz 1 ( Sertifikalar)

Binaların, çevre üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak etkisi bulunmaktadır. İnşaat, kullanım, yenileme, yeniden kullanıma hazırlama ve yıkma işlemleri sırasında enerji, su ve hammaddeler kullanılır. Aynı zamanda atık üretilir ve potansiyel olarak zararlı atmosferik emisyonlar çevreye yayılır. Bu durum, binaların doğal çevre üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik yeşil bina standartları, sertifikaları ve derecelendirme sistemlerinin oluşturulmasını sağlamıştır. Bu sistemler ‘sürdürülebilir çevre’ çerçevesinde gelişmektedir.

Leed, Breeam ve Blue Angel sertifikalarının hepsi çevresel sürdürülebilirlik kavramına vurgu yapmaktadır. Bu sertifikalar bir amaç değildir, teşvik edici bir araç olarak görülmelidir. Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Komisyonu’nun 1987 yılında yaptığı tanıma göre ‘Sürdürülebilirlik’ : “Gelecek kuşakların gereksinimlerine cevap verme yeteneğini tehlikeye atmadan, insanlığın günlük ihtiyaçlarının temin edilmesi, kalkınmayı sürdürülebilir kılma yeteneğine sahip olmasıdır.” Yani bugünü yaşarken, gelecek nesillerin sağlıklı bir çevrede yaşaması engellenmemelidir.

Leed sertifikasi

LEED Sertifikası

LEED Sertifikası, yeşil dostu bir sürdürülebilirlik sertifikasıdır. “LEED” kelimesinin İngilizce açılımı Leadership in Energy and Environmental Design olarak geçer, Türkçe’de ise “Enerji ve Çevre Dostu Tasarımlarda İlerleme” olarak adlandırılmaktadır. LEED, eko sistemi bozmadan sürdürülebilir yaşamı desteklemek için kriterlere uyumluluk gösteren kurum veya kuruluşlara verilen takdir belgesidir.

1998 yılında ABD başlayan LEED sertifikasyon süreci, Yeşil Bina Konseyi USGBC (Green Building Council) tarafından oluşturulmuştur. Bu sertifikasyon sürecinin yaratılmasının nedeni ise enerji ve çevre tasarımlarına öncülük ederek sürdürülebilir sistemler oluşturup standartlar yaratmaktır.

LEED sertifikasının amacı

  • Hem bilinçlerde yeşil bina kavramını oluşturmak, hem de ölçülebilir standartlar oluşturmak,
  • İnşaat sektöründe çevresel öncülük oluşturmak ve desteklenmesini sağlamak,
  • Yeşil binayı desteklemek ve bu kavramın önemini, avantajlarını destekleyen kişi sayısını artırmak,
  • Pazarı yeşil dostu sürdürülebilirlik kavramı ile özelleştirmek ve sektörün buna odaklanmasına öncü olmak.

LEED Sertifikası Kriterleri

  • Yeşil Binalar İçin Sürdürülebilir Araziler Olmalıdır.
  • Su Kullanımı En Verimli Şekilde Olmalıdır.
  • Enerji tüketimi ve Yenilenebilir Enerji Kullanımı.
  • Yeşil Dostu Malzeme ve Kaynak Kullanımı.
  • Mekânların Kullanımı ve Hava Kalitesi.
LEED Sertifikası Kriterleri

LEED sertifikası kriterlerinin sonucunda puanlama oluşturulur. Puanlamalar ise sertifikaları getirir. LEED danışmanlığı aracılığıyla bunlar; gümüş, altın ve platin olarak kategorize edilmiştir.

Leed Sertifikaları

Yeşil bina yapacak olan kurum veya kişinin öncelikle sürdürülebilir çevre koşullarını ihlal etmemesi gerekmektedir. İnşaat esnasında ise yapılan inşaattan kaynaklanan kirliliğin önlenmesi gerekmektedir. Doğal kaynakların bulunduğu topraklarda yapılmaması ve arazi lokasyonunun sosyal yaşama yakın olması gerekmektedir. Ayrıca yeşil bina kriterlerinde toprağa düşen su miktarını azaltmak ve geri dönüşüme sokmak çok önemli bir etkendir. Su kullanımı mümkün olduğunca arıtma ve atık suların dönüşümü yapılarak kullanılmalıdır.

Yeşil binalar enerjilerini kendileri üretebilen ve ürettiğini kullanan binalardır. LEED Sertifika sürecinin en önemli kriteri de enerji konusudur. Yapılan yapılar enerji tüketiminde en ileri teknoloji prensibi ile hareket etmeli ve atmosfere zarar verecek etkilerde bulunmamaları gerekmektedir. Güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi gibi temiz enerjiler en iyi şekilde kullanılmalıdır.

Bina yapımında kullanılan malzemeler bulunan bölgeye zarar vermemeli ve geri dönüştürülebilir özellikte olmalıdır. Malzemeler binadan söküldüğünde yeniden kullabılabilir olması çok önemlidir.

LEED Sertifikası Almış Yapılar

LEED, Amerika da oluştuktan sonra zaman içerisinde birçok eyalet ve şehirde önemli görünerek yüzlerce km2 alan üzerinde değerlendirilmiştir. İlk olarak ABD merkezinde bulunan Dünya Ticaret Merkezi LEED sertifikasyon sürecini uygulayarak ilk yeşil bina olmuştur. Türkiye’de ise yeşil bina statüsü verilen ilk bina Gebze’deki RMI binasıdır. 1998 yılından günümüze başlıca ABD olmak üzere Kanada, Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Kore, Taiwan, Almanya, Türkiye, İsveç, Birleşik Arap Emirlikleri ülkeleri yeşil bina sertifikasyon sürecine katılarak ortalama 500 km2 sertifikalı brüt alanda uygulamaya geçirilmiştir. Toplam 35.000 yeşil bina sertifikalı proje gerçekleştirilmiştir.

BREEAM Sertifikası

BREEAM Sertifikası

BRE Environmental Assessment Method (BREEAM) ilk olarak 1990’da İngiltere’de kullanılmaya başlanan ama daha sonra dünyanın bir çok ülkesinde benimsenmeye başlanmış bir çevre dostu bina sertifika sistemidir. LEED sertifikasında olduğu gibi BREEAM sertifikasının da amacı bir binanın çevresel performansının standartlara bağlanarak ölçümünün yapılmasıdır. Sertifikanın özünde  günümüzün çevre dostu teknolojilerini uygulayan binaların ödüllendirilmesi yatmaktadır. Bu özelliğiyle BREEAM dünyanın en tanınan çevre dostu bina sertifikalarındandır.

Prensipte benzer olmakla beraber LEED sertifikasından farklı olarak BREEAM sertifikası binanın sadece tasarımı için alınabilir ve projeye özel hazırlanabilir.

BREEAM’a göre puanlama 10 ana kategoride yapılır:

  • Bina Yönetimi
  • Sağlık ve İyi Hal
  • Enerji
  • Su
  • Arazi Kullanımı ve Ekoloji
  • Ulaşım
  • Malzeme
  • Atıklar
  • Kirlilik
  • İnovasyon
BREEAM-puanlama 10 ana kategoride yapılır

BREEAM metoduna göre puanlama sonucu, binaların sertifika dereceleri :

  • BREEAM Pass (geçer),
  • BREEAM Good (iyi),
  • BREEAM Very Good (çok iyi),
  • BREEAM Excellent (mükemmel),
  • BREEAM Outstanding (sıra dışı)

Şu ana kadar dünya çapında 200.000’den fazla bina (konut, iş yeri, alışveriş merkezi, vs.) BREEAM sertifikası almıştır.  1 bina “BREEAM Outstanding”, 635 bina “BREEAM Excellent”, 1630 bina “BREEAM Very Good”, 435 bina “BREEAM Good ve 74 bina da “BREEAM Pass” sertifikası almıştır.

BLUE ANGEL Sertifikası

BLUE ANGEL Sertifikası

Mavi Melek (Blue Angel) Sertifikası, laminat parke ürünlerinin sağlığa zararlı olabilecek herhangi bir kimyasal madde içermediğini belirten sertifikadır. Parkelerin güvenilir ve zararlı madde içermediği anlamını taşıyarak tüketiciyi bilgilendirmeyi amaçlar.

Parke üretiminde kullanılan formaldehit adlı kimyasal madde, zararlı sonuçlar doğurduğu için Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Mavi Melek uygulamasını başlatarak ürünlerin sağlıklı olduğu ayrımının yapılmasını sağlamıştır. Formaldehit zararları ve sağlımıza etkisi açısından şunlar söylenebilir; buharı, gözlerde kaşıntıya, sulanmaya ve kızarmaya neden olur. Burun tıkanıklığı, boğazda gıcık hissi ve yanma yapar. Baş dönmesi, mide bulantısı ve uyuklama gibi gün içerisinde sosyal yaşantımızı etkileyecek zararları vardır. Deri döküntüsü, astım krizi ve kaşıntı gibi zararlar da formaldehit zararları arasında başı çekebilecek zararlar arasında sayılmaktadır. Bu yüzden de parke üretiminde belirlenen formaldehit sınır değerleri aşılmamalıdır.

Üretim esnasında kullanılan kimyasal madde oranları E1 sağlık belgesi ve Mavi Melek uygulamasıyla belirlenmektedir. E1 belgesi, üretimin % 100 doğal ürünler kullanılarak tamamlandığını gösterirken Mavi Melek ise kimyasal madde oranlarının sağlığı tehdit etmeyecek düzeyde olduğunu belirtir. Mavi Melek alıcıyı bilgilendirirken aynı zamanda çevre dostu malzemelerin kullanıldığını ifade eder. Mavi Melek amblemine sahip olan parke üreticileri; kaliteli ve sağlıklı üretim yaptıklarını belgelemektedir.

Mavi Melek sertifikası genellikle Avrupa’da üretilen ya da Avrupa ülkelerinde satışa sunulan ürünlerde bulunmaktadır. Ülkemizdeki parke markaları E1 belgesini tercih etmektedirler. E1 belgesi de aynı Mavi Melek sertifakası gibi içerisinde Formaldehit oranının E1 standartlarında olduğunu belirten belgedir. Parkenin insan sağlığına zararlı kimyasal madde salınımı yapmadığını göstermektedir.

BLUE-ANGEL-SERTİFİKASI-2

Blue Angel ayrıca 1978 yılında Almanya’da uygulanmaya başlanan ve dünyanın ilk yeşil etiketi olma ünvanına sahip sertifikadır.

İNTERGEO, hazırlık ve ön çalışma anlamına gelen Çevresel Saha Değerlendirme Faz 1 çalışmaları yapmaktadır ve çalışmayı gerçekleştirirken sürdürülebilirliğin üzerinde durmaktadır. Faz 1; çalışılan ortamda herhangi bir kirlenme olup olmadığının belirlendiği çalışmadır, sahanın incelenmesi ve kirlilik şüphesine karar verilmesi sürecidir. Kirlilik olduğuna karar verildiği taktirde Faz 2 yani saha çalışmasına geçilir, ardından Faz 3 çalışması gelir ve kirlenmiş ortamın arıtımı sağlanır.

Açıklanan sürdürülebilirlik tanımı atıklar içinde geçerlidir. Bu kapsamda İNTERGEO kentler için sürdürülebilir atık yönetim planları hazırlamaktadır. 15 – 20 senelik ortalama bir depolama süresi için kentler ve toplumlar için tüm ayrıntılı analizleri içeren Atık Yönetimi Master Planları hazırlanmakta, üretime entegre olmuş atık önleme üzerinde durulmaktadır. İNTERGEO Türkiye’ nin sürdürülebilir çevre kapsamında yaptığı çalışmalar ;

  • Vahşi şekilde depolanmış sahaların iyileştirilmesi
  • Düzenli atık depolama sahalarının tasarımı ve depolanacak yerin seçimi
  • Atık Master Planlarının hazırlanması
  • Atıksu Arıtma Tesislerinde çamur azaltımı, çamur iyileştirme ve işletme maliyetlerinde optimizasyon gibi danışmanlık çalışmaları.

Bu çalışmalar sürdürülebilirlik çerçevesinde yapılır. Bugünü yaşarken, gelecek nesillere de daha yaşanabilir bir dünya bırakmak için; kaynaklar bitmeyecekmişcesine kullanılmamalıdır. Yeniden kullanıma teşvik edilmelidir ve yaşadığımız çevre atıklardan minimum düzeyde etkilenmelidir. Bu yüzden de İNTERGEOnun yaptığı çalışmalar gelecek nesiller düşünülerek gerçekleştirilmektedir.

Back To Top